22 Mayıs 2008 Perşembe

Çay

"Zamanın birinde büyük bir imparator yaşarmış. Bu imparator çok uzak bir diyarda, Çin'de, hükmünü sürermiş. Güzel bir günün, güneşli bir öğle vakti, çiçeklerle bezeli bahçesinde dolaşırken, o zamana kadar hiç duymadığı esrarengiz bir kokuyla karşılaşmış. Bu koku öylesine hoşuna gitmiş ki, hemen yanına hizmetlilerini çağırıp, kokunun kaynağını bulmalarını buyurmuş. Meğerse koku, kaynayan bir suyun içine kazara düşen yemyeşil ve küçük yaprakçıkların haşlanması sonucu oluşmuş. 'Kokusu bu kadar güzelse, tadı kim bilir nasıldır?' diye düşünen imparator, çayın tadına bakmış…"

Bu efsanenin ne kadarının doğru olduğu bilinmiyor. Ancak bilindiği kadarıyla çay, keşfedildiği günden itibaren Çin'de bambaşka bir kültür oluşturup, apayrı felsefelerin kapısını aralamıştır.
Yüzyıllardır Uzak Doğu'da yaygın tüketilen bu içecekle Avrupalının buluşması ise, ancak 17. yüzyılda gerçekleşir. Buna rağmen, özellikle İngilizlerin çayı benimsemesiyle birlikte, çay bütün dünyada kısa zamanda yaygınlaşır. Ticari açıdan önem kazanmaya başlayan çayın Assam ve Seylan Adası'nda bahçeleri oluşturulur.
Çayın bu uzun tarihçesinin içerisinde Türkiye'nin çayla tanışması 1787 yılında gerçekleşir. Japonya'dan getirilen çay tohumları, ilk olarak Bursa civarına ekilir. Ancak, iklim şartlarının olumsuzluğu nedeniyle bu girişim başarısızlıkla sonuçlanır.
Buna rağmen, 1917 yılında zamanın Halkalı Ziraat Mektebi Alisi Müdür Vekilliği yapmış olan botanikçi Ali Rıza Erten, yapmış olduğu teknik çalışmalar sonucunda 16.02.1924 tarihinde Rize'de çay yetiştirilmesi için meclisten onay alır. Böylece günümüz çay üretiminin temelleri atılmış olur. 1947'de kurulan ilk fabrika ile üretim hızlanır. Türk insanı çayla geç tanışmasına rağmen, bu sıcacık içeceği kısa zamanda benimser ve çayın Türk kültüründeki yeri giderek büyür.
Türkiye, bugün çay tarımı alanlarının genişliği bakımından üretici ülkeler arasında 6. sırada bulunmaktadır. Kuru çay üretimi bakımından 5. olan Türkiye, yıllık kişi başına tüketim oranı ile dünyada 4. olarak yer almaktadır.
Dünyaca ünlü Avustralyalı şair Peter Altenberg tarafından "ruh banyosu" olarak tanımlanan çay, günümüzde sudan sonra en çok tercih edilen içecektir.

ÇAY DEMLEME SÜRESİ

Her çayın demleme süresi farklı olmakla birlikte ülkemizde kullanılan fermante siyah çaylar için ideal süre 5 dakika.

* İyi bir çay demlemek için üç şey gerekli: Su, çay ve çay takımı... Çay ne denli iyiyse, sert ve kireçli suya karşı o denli hassas bir tepki gösterir. Stephan Reimertz,
'Çayın Kültür Tarihi' adlı kitabında dördüncü unsur olarak havayı da ekliyor. ( Karadenizli Özelikle Giresun'un Kümbet beldesinde yaşayan hemşehrilerim bu konuda çok şanslı )

* Çay demliğinin metal olmaması ve deterjanla yıkanmaması gerekir. Demlik; toprak, porselen ya da cam olabilir. Gümüş bir çaydanlık kullanıyorsanız bunun içinin porselen olmasına özen gösterin.


* Çayı sıcak ve nemli ortamlardan uzak tutun. Kavanozda saklayın ancak uzun süre bekletmeden taze iken tüketin.

* Çayı asla bekletilmiş suyla demlemeyin. Aksine mineraller açısından zengin bir suyla çok güzel çay demleyebilirsiniz. 10 saniye gibi kısa bir zamanda kaynayan su ile çayınızı demleyin.

* Kaynayıp soğumuş suyu tekrar kaynatarak çay demlemeyin.


* Demliği önceden ısıtın, çünkü su dökülürken demlik öyle ısı kaybeder ki, çayı çay yapan reaksiyon gerçekleşmez.


* Uzmanlar 100 ml su için 2 gr çay öneriyorlar.


* Her çayın demleme süresi farklı olmakla birlikte ülkemizde kullanılan fermante siyah çaylar için ideal süre 5 dakika.


Çayı kimler buldu?

Binlerce yıl önce Çin"in ilk imparatorlarından Shen Yung çay bitkisinin tesadüfen sıcak suya düşmesine şahit olur. Bunun büyüsüne kapılır ve sürekli çay içer. Avrupa çayla 1600"lü yıllarda tanışır.

Günde ne kadar çay içiyoruz?

Lipton Ürün Müdürü Zeynep Dikeç"in verdiği bilgiye göre Türkiye"de çay, sudan sonra en çok tüketilen ikinci içecek. Nüfusun yüzde 96"sı her gün çay içiyor. Türkiye"deki pazarın yüzde 83,8"ini demleme çaylar oluşturuyor.

Peki günde kaç bardak çay içmek ideal?

Orta demde 10 bardak çay içebilirsiniz. Ama daha fazlası kabızlık yapar.

Çayın beyazı olur mu?

Schiller Chiemsee Genel Müdürü Alp Güven hafif ve yumuşak içimli beyaz çayın Çin"in Minjiang Nehri"nin verimli sularıyla beslenen Fujian Dağları"nın durgun ikliminde yetiştiğini söylüyor. Kafein miktarı düşük bir çay, meyvemsi tadı var. Nadir olduğu için fiyatı pahalı. Şöyle söyleyelim; pek çok şeyin çok ucuza satıldığı Çin"de beyaz çayın kilosu 150 dolar. Türkiye"de Schiller Chiemsee ve Lipton"da bulabilirsiniz. Bu çayın kanserden koruduğu, damar sertliğine iyi geldiği belirtiliyor.

Bitki ya da meyve çayı açık satın alınabilir mi?

Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdem Yeşilada "Açıkta satılan bitkilere güvenilmez" diyerek şöyle devam ediyor? "Kesinlikle satın almayın. Gerçek bitki olmayabilir, zehirleyebilir. Ya etkisiz ya da zararlıdır. Örneğin açıkta satın aldığı papatya çayından zehirlenen var. Bitki sağlıklı koşullarda mı yetiştirildi? Yol kenarından toplanmış olabilir. Egzozdan çıkan kurşun olabilir, nasıl kurutuldu bu da önemli."

Çay yararı nedir, kimler içmeli?

Siyah çay kafein nedeniyle enerji sağlar, antioksidandır vücudun yaşlanmasını önler. Ayrıca şekersiz içilmesi kaydıyla diş çürümesini engeller. Enerji nedeniyle kalp tansiyon ve mide hastalarına içmesi önerilmez.

Yeşil çayın antioksidan etkisi siyah çaya göre daha yüksek. Ayrıca yağ yakıcı etkisi var. En önemli özelliği ise antikanser etkisi. Çin"de yapılan araştırmaya göre yeşil çay içenler arasında meme ve pankreas kanserinde yüzde 50"ye var daha azalma tespit edilmiş. Uzmanlar hamilelerin yeşil çay içmesini uygun görmüyor.

Peki hangi bitki çayı neye yararlı?

Erdem Yeşilada "Bitki çayıyla tedavi olmaz, bazı şeylere yardımcı olur" diyerek bitkilerin özelliklerini şöyle sıralıyor:

Ihlamur: Soğuk algınlığını geçiremezsin ama iltihap giderici özelliği var ve şikayetleri azaltır.

Ekinezya: Etkili bileşenleri suda çözülmez. Çay olarak kullanılmaz.

Papatya: Sakinleştiriyor.

Yasemin: Etkisi yok, keyif çayı.

Zencefil: İltihap giderici. Safra söktürür, hazmı kolaylaştırır. Safra taşı olanlarda ve safra kesesi olmayanlarda ağrı yapar. Hamileler günde en fazla bir bardak içebilir.

Tarçın çayı: Şeker düşürücü etkiye sahip.

Meyve çayları: Aromalı keyif çayı.

Nane çayı: Tıbbi nane sindirimi kolaylaştırır.

Rezene: Sindirimi kolaylaştırır, gazı giderir.

Form çayları gerçekten zayıflatıyor mu?

Bu sorunun yanıtını yine Prof. Dr. Erdem Yeşilada veriyor: "Form çaylarına güvenmem. Vücuttaki sıvıyı attırmaya yarar. Kadınlar tonlarca krem alıyor antiaging için sonra zayıflama çayıyla vücuttaki suyu atıyor. Dibi delik bir havuzu doldurmaya çalışmak gibi bir şey. Kimse içmemeli. 7-8 günden fazla bağırsak yumuşatıcı kullanılmaz çünkü kolon kanserine davetiye çıkarabilir. Bu çaylar da böyle bir tehlikeye sahip."

Çayı süt ilave ederek mi içmeli yoksa limonla mı?

Prof. Dr. Erdem Yeşilada kesinlikle uyarıyor: "Sütle çay içilmez." Neden? "Sütlü çay hazmı en zor besinlerden biridir. Sütte protein, çaydaki içindeki maddelerle birleştiğinde protein kompleksi meydana getiriyor" diyor. Yeşilada çayı limonla içmenin zararı olmadığını söylüyor.

Earl Grey sadece çay adı mı?

Bergamot aromalı çay türü olarak tanıdığımız Earl Grey aslında İngiltere başbakanı. 1830-34 yılları arasında İngiltere"de Başbakanlık yapan Earl Grey"in bu çayı diplomatik bir hediye olarak aldığı rivayet edilir. Nasıl bir diplomatik hediye diye sorarsanız; Grey"in adamları bir Çinli"nin oğlunu boğulmaktan kurtarınca onlara Çinliler tarafından çay hediye edildi. Earl Grey bu çayı o kadar beğendi ki çay tüccarı Twinings şirketinden buna benzer bir çay hazırlamasını istedi. Böylece Earl Grey ortaya çıktı.

Zayıflatan en iyi 10 diyet!

Glisemik endeks diyeti

• Karbonhidrat tüketimine dikkat ederek, kan şekerini sabit tutmayı hedefler. Genellikle şeker hastaları tarafından uygulanıyor.

• Örnek gıdalar: Arpa, çavdar ve kepekli buğday ile düşük karbonhidratlı sebzeler.

Karpuz değil elma

• Düşük Glisemik İndeks Diyeti (DGİD) yeni bir yaklaşımın ürünüdür. Bizim önerimiz, günlük kalori kısıtlamasını yaparken, yağlardan gelen kalorileri azaltmak yanında karbonhidratlarda da azaltma sağlamanız ve glisemik indeksi yüksek karbonhidratlardan uzak bir beslenme tarzını özenle sürdürmeniz.

• Böyle bir diyet ekonomik ve kalıcı bir kilo kontrolü sağlar, mantıklı ve pratiktir. Bu diyette yapacağınız tek şey; toplam kalori kısıtlamasını sürdürüp yağdan gelen kalorileri en aza indirirken ( yüzde 30), beraberinde glisemik indeksi yüksek karbonhidratları çok sınırlı bir şekilde tüketmektir.

• Herhangi bir kalori planlamasını yaparken siz 50 kalorilik bir meyve hakkınızı, elmadan değil de muzdan ya da karpuzdan yana kullanırsanız glisemik indeksi daha yüksek olan muz ve karpuz ile daha fazla ensülin salgılatacağınızı ve yüksek bir ensülin seviyesine sahip olacağınızı bilmelisiniz.

• Kilo kontrolünüzün yüksek ensülin seviyelerinde pek mümkün olmayacağını öğrenirseniz daha başarılı ve kalıcı bir kilo yönetimi sağlarsınız.

• Bunu yaparken yeterince sıvı almanız, hiçbir zaman öğün atlamamanız, porsiyon büyüklüklerine dikkat etmeniz, akşam 20.00'den sonra yemek yememeniz, geç saatlerde tüketilen besinlerin ensülin düzeyinizi ciddi düzeyde arttırıp yağ depolamanızı tetikleyeceğini hatırlamanız gerekmektedir.

• Sağlıklı beslenme ve kilo vermeye ilgili tüm doğru alışkanlıkları sürdürmeniz diyet yaparken de, sonrasında da zorunludur.

Makrobiyotik diyet

• Yüksek lif oranına ve düşük yağ miktarına sahip yemeklerle beslenmeyi öngörüyor. Vejetaryenler tarafından uygulanıyor.

• Örnek gıdalar: Sayo eti, fasulye, fındık, kepekli pirinç, sebze ve meyve.

Makrobiyotik 'te 4 altın kural

1. Sadece karnınız açken yiyin ve bir lokmayı en az 50 kez çiğneyerek yutun.

2. Günlük aldığınız gıdaların yüzde 10'u çorba, yüzde 30'u sebze, yüzde 10'u fasulye ve yüzde 50'si tahıl olmalıdır. Tüm bunların yanında meyve ve bir avuç fındık yemeniz gerekiyor.

3. Bol bol yeşil çay için. Bu sindirim sistemini hızlandırır.

4. Diyetinizi yoga ile destekleyin, böylece en iyi sonuçları alacaksınız.

Organik diyet

• Tatlandırıcı, katkı maddesi, hormon ve tarım ilaçları olmadan üretilen sağlıklı tarım ürünleri ile beslenmeyi hedefliyor.

• Örnek gıdalar: Hormonsuz süt, köy yumurtası, kepekli tahıllar, tarım ilacı kullanılmadan üretilen sebze ve meyve.

Çiğ gıda diyeti

• Pişen yemeklerin besin değerinin öldüğünü savunarak gıdaların çiğ tüketilmesi prensibine dayanıyor.

• Örnek gıdalar: Suşi (Japon usulü çiğ balık), tütsülenmiş et, çiğ sebze ve meyve.

Sonoma diyeti

• Asya ve Akdeniz mutfağının karışımından oluşuyor.

• Örnek gıdalar: Yağsız et, peynir, badem, dolmalık biber, zeytin, brokoli, üzüm, zeytinyağı, çilek, domates, tahıl, her türlü deniz ürünü ve kırmızı şarap.

Nasıl uygulanıyor?

Bu diyet üç aşamadan oluşuyor.

Birinci bölüm: 10 gün sürüyor. Muz gibi tatlıyı hatırlatan meyveler yasak. Günde sadece bir bardak süt içebilirsiniz (yağsız). Nişastalı sebzeler ya da tam tahıllar (Mısır, patates, pirinç, pişmiş havuç, ekmek, kahvaltılık gevrekler) ve alkol ilk hafta yasaklar listesinde. Kadınlar için limit 1200 erkekler için 1400 kalori.

İkinci aşama: İstediğiniz kiloya gelene kadar devam ediyor. Günde bir bardak şarap içebilirsiniz. Birinci aşamada yasak olan sebze ve meyvelerden günde bir porsiyon yiyebilirsiniz. Kalori limiti kadınlar için 1500, erkekler için 1800.

Üçüncü aşama: Kilo verdikten sonra da yaşlanmayı geciktirmek için sağlıklı beslenmeye devam etmeniz gerekiyor.

Yasaklar: Hayvansal gıdalar, öğünler arası atıştırmalar, meyve suyu, kurutulmuş meyve… Şeker, ekmek, kurabiye, kraker, pirinç, peynir, katı yağ, reçel, dondurma ve hamur işleri de yasak. Sabah kahvaltısında küçük, öğlen ve akşam yemeğinde ise orta boy tabak kullanın. Bu rejimde, diyet ürünler kullanılmıyor.

Jenny Graig diyeti

• İngiltere'de çığır açan beslenme uzmanı Jenny Graig tarafından geliştirildi.

• Örnek gıdalar: Tavuklu makarna, taze sebze-meyve, her türlü sebze çorbası.

Nutri sistem diyeti

• Düşük karbonhidratlı, yüksek protein ve lifli gıdalardan oluşan bir diyet programı.

• Örnek gıdalar: Tarçınlı yulaf yemeği, kremalı brokoli çorbası, ızgara biftek.

South beach diyeti

• Amacı kişiye gıdaların beslenme değerlerini ve uygun porsiyonları öğretmek. Bu yüzden diyet programı, ilk önce düşük karbondidrat ve bol sebze ile başlıyor. İki hafta sonra çikolata ve makarna gibi bol karbonhidratlı gıdalara geçiliyor.

• Örnek gıdalar: 1'inci aşama: Sebze, yumurta, peynir, fındık, balık. 2'nci aşama: Mısır gevreği, patates ve ev yapımı ekmek.

Bölgesel diyet

• Amacı hormon dengesini sağlayarak, vücudun insülün dengesini korumak. Bunun için yüzde 40 karbonhidrat, yüzde 30 yağ, yüzde 30 protein tüketilmesini öngörüyor.

• Örnek gıdalar: Herhangi bir sınırlama bulunmuyor.

Tartı diyeti

• Amaç zayıflamak isteyen kişinin kilosunu belirli bir düzeyde tutmak. Kilo vermek isteyenler için iki farklı seçenek bulunuyor. Birinci seçenekte sadece besleyici değeri olan gıdalar tüketiliyor. İkincisinde ise tüm gıdaları küçük porsiyonlar halinde tüketilmesi öneriliyor.

__._,_.___